1.05.2017

göreceli

Zaman çok göreceliymiş,
Einstein'dan değil;
Seni düşünürken idrak ettim.
Her içki farklı düşündürüyormuş,
Cin içerken rüyalarda
Votka içerken umudumda
Rakı içerken mazimdeymişsin,
Sarhoş olurken öğrendim.
Her duman aynı duman değilmiş,
Çocukluğumun soğuk akşamlarında
Ağzımdan buğu çıkarken başka
Sigara içerken başkaymış
Ciğerlerimi yakarken öğrendim.
Bir kalp dakikada 120 kez pompalarken kanı,
Damarlarım yanarken değil,
Beynim uyuşurken değil,
Ölümden korkarken öğrendim,
Seni severken hayat varmış.

2.04.2017

ıska

kaç kere yanlış kaldırımda yürüdüm acaba,
kaç kere senden sonra bastım aynı taşa,
ihtimal ya, kaç kere senden önce kalktım o çay bahçesinden,
veya meyhaneden..
kaç kez dolaştık aynı sokakları farklı zamanlarda,
kaç kez karşılaşamadık
ihtimal ya, kaç kez aynı şarkı geçti aklımızdan
kaç kez sarhoş olduk habersiz aynı anda.
kaç kez anlattık dostlara birbirimizi
birbirimizden habersiz,
kaç kez ağladık için için
sensiz, bensiz.
bir ihtimal ya denk gelemeyişimiz,
ya denk gelseydik.
belki de geldik,
aynı vapura bindik ben yukarıda sen aşağıda
aynı trene bindik başka vagonda.
başka türlü olabilseydi eğer
ben seninle aynı şehirde, ayrı oksijene tahammül edemezdim.
başka dudak değdi sana,
ve bana.
ama,
ama yok.

15.12.2016

imla hatası

sen ki gözleri uzun bakan,
sen ki adına yazılmış tüm şiirler imla hatası içeren,
ve sen ki ben sana öyle bakarken giden,
bozgunmuş, vurgunmuş boşver,
canım yanıyor benim.
oysa ki tüm hataların üstünde kocaman çizgi
ve tüm notaların diyez,
geri kalanlar tam.
nasıl ki hiçbir klasik müzik anlamadı hicazı
sebebi burada işte.
onlar ikiye bölmüş notayı
biz sekize
ben bir milyona

27.09.2016

başlıyor

bir şiir daha başlıyor
veya nereden baktığına bağlı olarak
bir şiir daha bitiyor.
ya da bir hayat anlam kazanıyor.
sanki kardeşi olmayan birinin
kardeşliği hissetmesi gibi,
yahut öylesine yürüyen bir adamın
kozalağa basınca çıkan sesle
duygusallaşması gibi.
bir şiir başlıyor
veya nereden bakarsan bak
bir şiir bitiyor.
bir umut bitiyor.

4.01.2016

seçim

zaman bitti,
zamanın ötesi geldi.
ve ötesine koyu, upuzun bir karanlık hakimdi.
sonsuzlukta bitecek olan tünele girerken
ışığım bana ihanet etmişti.
oysa gelseydi ya benle,
gelseydi eğer ben tüm sözlerimi tutmuş,
tüm benliğimi adamıştım sonsuzluğa el ele yürümeye.

cesaret edemedi,
belki de başkasına ihanet edemedi,
kalmayı seçti.

2.12.2015

ilah

Ben hiçbir yere gitmedim ki güzelim,
Ben öldüm.
Hani basit bir laf belki herkese göre
Ama çok derin,
Öyle boş boş konuşur gibi değil,
Canın sıkılırken ortaya çıkan eğlence gibi
Mutsuzluğun dibine selam çakarken
Birdenbire beliren sonsuz unut gibi.
Hayır, harf hatası değil.
Umut değil bahsettiğim. Unut.
Unut ki umut bağlama bir daha.
Unut ki kanma.
Çünkü ben iyi bir yalancıyım.
İtiraf et, itiraf etmeseydim bilemezdin itirafların ihanetini.
İhanet demişken,
İzbe bir barın o çok kötü kokan tuvaletinden yazıyorum bunu sana,
İşedim, alkollüyüm.
Ve sana yemin olsun, her şeyin dürüstlüğü üstümde.
O kadar dürüstüm ki, allahın olmadığına yemin ederim şimdi.
Ve bu siktirboktan dünyanın sona erdiği gün,
Seni dere diye şarapların aktığı,
İğde ağaçlarının gölgesinde rahatlayasın diye yaratıldığı bir yer yerine,
Sonsuz boşluk ve karanlığa gideceğini sana söyleyebilirim..
Yani sen doğmadan önce neysen oraya gönderecek kadar ruhsuz bir varlığın yarattığına duyduğun inanç kadar,
Benim ahmaklığım bu geceyi kutsal kılan.
Ve inan güzelim,
Allaha değil bana inan,
O kutsallık yok,
Hiç olmadı, ve tanrı, ve annen, ve baban,
Kimse hiçliğe rağmen böyle yapmadı.
Böyle sevilmez kimse
Normal değil.
Hele herkesin işediği yerde böyle şeyler demek
Hiç ama hiç ilahi değil,
Çünkü ilah yok.
Çünkü çok içtim ve işemem gerekti.
Tıpkı çok sevince kusmam,
Çok unutunca ağlamam gibi.