29.09.2015

Bir Takım Hususlar Üzerine Çok Önemli Yazı


Giriş
Ayrıntılara geçmeden söylemek istediğim bir iki husus var. 

İnsanın kendi duygularını frenlemesi, intihara teşebbüs etmesidir.


Birinci Kısım 
Kusura bakmayın da kimse beni bazı günlerinin belirli saatlerinden sonra en az iki duble rakı içmenin zorunlu olmadığı herhangi bir dine inandıramaz. 

Hissettiğini inkar edebilirsin; ancak hislerini öldüremezsin. Bir damla bile bir şey hissediyorsan ve bunu hissetmemeye çalışıyorsan başarısız bir şekilde intihara teşebbüs ediyorsun demektir. Bu durum adeta, bileklerini lime lime edip de ölememeye benzer. Jilet kan ve ete doyar, sen nefes almaya doyamazsın ama işte.  

Güzelim bileklerini kıpkırmızı boyamaya değer mi? Hem de hiç gösterilmeyecek bir tablo için... 


İkinci Kısım
Yağmurlu havada, yayaların yanında aracıyla su birikintisi içerisinden geçerken yavaşlamayan insan, iyi insan değildir.

Hayal kırıklığı ile bitmesi muhtemel bir hikaye yazıyorum. Yazarken it gibi de korkuyorum. Korkmak, korkabilmek güzelleştiriyor mevzuyu, insan olduğunu hatırlıyorsun. Kalbin sana isyan edercesine atıyor. Ellerin titriyor bazen. Bazen de gözlerin doluyor hiç ama hiç utanmadan. Bazen ayak bileklerin karıncalanıyor. Ayağa kalkmaya çalışsan düşmeni garanti ediyor yani... Bazen salağa bağlıyorsun. Bazen dokunurken için değil, tüm vücudun titriyor. Bazen daha insan hissediyorsun, aynen olduğun gibi. Korkmamayı istemek, insanlığını kaybetmek daha da doğrusu kendi insanlığını katletmektir. Kalbinin titremesinden korkmamayı istemek, kendi kendinin bedavaya kiralık katili olmaktır. Korkmamak, başarılı bir öz katili olmaktır.

Korkmak daha iz bırakır hale getiriyor her şeyi... Vücuduma bıraktığın, hızla kabuk bağlayıp daha da hızla geçen tırnak izlerinden daha derinde bir yerlere kazınıyor. Kabuk tutmuyor hem de... Hem de hiç... 

İnsan kanar ve belki sonra insan iz tutar... 

Korkmamak mümkün mü? Değil bence... Korkmamak garip olur esasen. E korkmayalım, sevmeyelim, içmeyelim, ağlamayalım; ne yapalım amına koyayım, algler gibi mi yaşayalım? 

İnsan korkar.

Aşık olmayan insan ölebilir. Hiç aşık olmayan insanı vurunuz. 

İnsan Aşık olur.

Evet, hayal kırıklığı ile bitmesi bir ihtimal olan bir hikaye yazıyorum. 

İki renkten gök kuşağı olsa da gözlerin
En nihayetinde göz bebeklerin karanlık.

Ama ya hayal kırıklığı ile bitmezse? Bir ihtimal, ufak belki evet, ama bir ihtimal işte be, ya öyle bitmezse? Ya her şey "bu gece düşlerim dehşetli güzel" diyen güzel adamın dediği gibi çıkarsa? İşte o ihtimal için korkmaya değer.

İnsan umut eder.


Üçüncü Kısım
Tom Waits de kendince kral laflar etmiş, ama bir ben değil.

Bana göre rakı içmek Aşık olmaktır. Tom Waits'in de alkol bulabildiği sürece alkol problemi yokmuş. 

Problemi yokmuş.

Siktirsin.


Dördüncü Kısım
Buraya bir alt başlık bulamadım ama bulsaydım da çok alakasız bir şeyler yazardım; mesela Türkçe "onore", Fransızca "honoré" kelimesinden geliyor. Hatta Balzac'ın tam ismi "Honoré de Balzac". Balzac'ı siktir et de Terentius'a (Tam Adı: Publius Terentius Afer) selam olsun, "Homo sum, humani nihil a me alienum puto".

Geçenlerde bir yerde duydum...

Bir sevmek bin defa ölmek mi ne demekmiş. Fakat bir sevmek, öyle tek bir sevmek, ve ilk hissettiğin anda emin olarak, ve ilk gördüğün anda olmamasından da yola çıkarak biraz da fark etmeden ve de tek seferde, fark edince korkarak ama buna rağmen asla vazgeçmeyerek uzun bir süreçte gönüllü olarak ölmek demektir esasen...

Ölmeden son bir defa
Vapura binsek seninle
ki
deniz her derde deva.

Garip bir ölümsüzlük var
Karaköy - Kadıköy vapurunda...


Beşinci Kısım
Rakı içmeyen bir insan, yeterince iyi bir insan değildir.

İnsanın duygularını frenlemesi, apaçık, ayan beyan intihara teşebbüs etmesidir. 

Ve,

intihara teşebbüs eden birine açıkça Aşık'san eğer, bazı günlerin belirli saatlerinden sonra en az iki duble rakı içmek zorundasındır. Gerekirse bunun için yeni bir din yazarsın, neyin eksik. 

İntihara teşebbüs etmiş bir insana, muhteşem bir aerodinamik vücutla savananın en hızlı hayvanı olarak binbir emekle yakaladığı avını çakallara bırakan bir çita çaresizliğinde Aşık birisi, o kişinin yukarıda bahsedilen teşebbüsü olur da bir şekilde gerçeğe dönerse, rakı içmeye küser. Kendi duygularını öldürüp adeta yaşayan bir ölü olacak şekilde intihar etmek neyse, sonuçta Katolik değiliz, ama bi' adamı rakı içmeye küstürmenin vebali büyüktür. 

Öyle ki, genel geçer bir kural değildir rakı içmeyen insanın kötü bir insan olması ya da rakı içenin de iyi bir insan olması; ama tersini de kimse ispat edememiştir. 


Sonuç
İşbu "Bir Takım Hususlar Üzerine Çok Önemli Yazı", bir Giriş, beş Kısım, bir Sonuç, bir takım kelimeler, senden başka hiçbir şey düşünemiyor olmam, bir adet 70 cl Yeni Rakı Yeni Seri, gözümü kapattığımda uzanıp tutacakmışımcasına gerçek gülümsemen, hayatta en çok savanada aç kalan çitalara üzülmem ve seni en yalın haliyle, lafı hiç dolandırmadan seviyor olmamdan oluşup;

Gecenin bir köşesinde, seve seve korkmamla hüküm altına alınmıştır. 


1.09.2015

omur gibi, diyar gibi, sevgi gibi

insansiz gunler var herkesin omrunde
oyle, bos sokaklarda aydinlik gorunen lambalar
karanlik gecelerde mesela
tek kalabalik yaratanin sen oldugu dusuncesi

diyarlar mesela, cok insan gormustur
cok gezilmis, cok kesfedilmistir belki
not defteri hic olmamistir kaydetmek icin ama
tanir, hatirlar garip ziyaretcilerini yine de

sevgiler, sevgililer gibi bir sey bu ayrica
tesadufler esliginde birbirini bulanlar
ya da bulamayanlar buruk hikayeleriyle
hatta sananlar, kaybedenler, anlayanlar, anlayamayanlar...

yillar gecer omurden, tutamaz, sarilamazsin
yollar gecer diyarlardan, baska diyarlara varir, sen sadece yolcu olursun
sevgiler yasanir, sevgisizlikler yasanir, ikisine de doyamazsin
sadece yasarsin gunleri, gezersin diyarlari, tadarsin sevgileri, sevgisizlikleri

sonra bir gun oylece yalinayak
tan agarirken ve sen demlenirken
kulaklarinda sozlerine anlam veremedigin sarkilar
gonlunde insansiz gunler, diyarlar ve sevgiler
bakarsin ay isigina, corak topraklari gorursun ama
karar veremezsin hanginizin daha yalniz olduguna