27.04.2011

aşikar yokluğunda gurbet yaşıyorum

şu taşan suyun hışırtısıyla
dalgalanır yine yüreğim çayır kenarlarında
geceye karşı yırtılırken sessizlik
mısralarımla bir şarkı misali dökülen mırıldanırcasına

sen beni benden ettin ya
gönül ferman dinlemeden
gündüzü, geceyi
hepsini bir ederek an be an
susmak veya haykırarak ağlamak dinlemeden

derbeder kadehleri parçalarken kalbimle beraber kanatan
çiğnedim bütün anıları birer birer
her bir köşesinden sen fışkırdın
bastım çamurlara battım
kaybolasıya geri dönmek düşünmeden
bir vakit bile olsun istemeden hem de

fütursuzum seni bulana dek devrana karşı
fark eder mi ki bilsen acaba
aşikâr yokluğunda gurbet yaşıyorum yaşam içerisinde

20.04.2011

insanlık ve maymunluk üzerine..

İnsanı insan yapan ne varsa maymunda da var teorik açıdan. Yiyoruz içiyoruz ürüyoruz. Temel mantık bu. Ancak zurnanın zırt dediği yer insanı maymun yapan değerlerden geçiyor. Bir insan ne zaman maymun oluyor? En basiti birine aşık olduğu zaman, orada da kaçınılmaz bir ironi meydana çıkıyor. Maymun aşık mı olur lan? Maymun aşık olsa ona hala maymun mu diyeceğiz? Ha diyelim ki maymunlar da aşık oluyor biz farkında değiliz. Kimsenin farkında olmadığı şeye aşk denir mi bir kere. Aşık olunca bir canlı, direk belli eder halini herkese. Bu kaçınılmaz bir durumdur. O halde insan neden maymun olur?

Bir kere insan dediğin içer. Evvela içki içer, sonra duman solur, sonra hainlik yapar. Yapmayana insan denmez. Bak mesela maymuna, içkisi sigarası yok, kumar oynamaz. Dalda maymun siker en fazla, o da doğasında var, e öyle insan mı olur? Olmamış işte, maymun olmuş.

Düşünsene bir, maymun gibi yaşıyorsun. Tek amacın başka daldaki maymunu sikmek, böyle hayat mı olur amına koyayım..

19.04.2011

Nefes

Alkole sevda,
alkollü sevda ile başlar
ve yine alkol vardı
bu gece de sevgide...

Küçük Beyoğlu'nda,
bir elliliğin arkasına
saklanmış gözlerim,

ellerim
masa altında
duygusuz.

birden
karanlıkta bir nefes
oldum,
his oldum.

siz görmediniz ama
tek "O"
soludu beni.

Hafifleyen karanlıkta
uykuya dalıyordu...

15.04.2011

bazen

bazen,
şiir yazmak değil de
şiir olmak istiyor insan...
melankolimiz bu yüzden.

bazen,
söz söylemek değil de
söz olup söylenmek istiyor insan...
dilden dile dolanmak,
hiç değilse mırıldanılmak.

bazen ise
köz değil de
alev olmak istiyor insan.
yavaşça kendi içinde yanmak değil,
yakıp yıkmak
söndürülmeye çalışıldıkça
daha da yakmak umarsızca.

son bir bazen de
yok olmak istiyor insan...
ama öyle yalın yok olmak değil,
"yok" olmak.


2.04.2011

iki adım öte

alkol,
damla damla
ilacıydı ellerimin.
içtikçe hissetmiyor
iyileşiyordum.

karıncalanan
ellerim değildi sadece,
beynimin bir parçası da
senleydi.

"ben geldim" dedi
dudaklarım.
ağzımdaydı tadın,
dışarıda ise yağmur
ve hayat da
iki adım ötemizdeydi...
uç uca sigaraların sonunda
bekleyen ise
koşulsuz sendin.

seni düşünürken
bir damla uzaktaydı yağmur.
elimi uzattım,
bana yağdın.

bir koltuk,
bolca kahve gündüzleri
ve
bolca alkol karanlık çökerken.

sonsuz huzurdu
kıvrılışı dudaklarının
ve gülümsemen böylece.

dışarıdan kaçıp
sende arınayım istiyorum
nedense.

bana biraz daha gülümser misin?
çünkü
ben geldim.