12.03.2010

üç

ney sesiyle irkilirken birden
çarptı geçmişin sıcak rüzgarları yüzüme
ne zamandır kadehlerde aradığım,
sensizlik bu seste saklıymış meğer..
koparmalı artık burdan seni
başka yollara yürüyebilmeli..
ama olmuyor ki güzelim
öyle karışmışız ki
ben nerede bitiyorum
sen nerede başlıyorsun
bilmiyorum..
ne kadarını söküp atabilirim
attıktan sonra geriye kalan ben miyim
hesaplayamıyorum...
seninle gitmeliydim sonsuza
seninle çıkabilirdim cehennemden..
kendimi kandırmaya devam etmeden
ben tükenmeden, sensizlik olağan gelmeden
başka limanlara gitmeden,
her şey hala sıcacıkken
gel...
hiçbir şey deme,
sadece gel.

ney sesiyle irkilmekmiş sensizlik
ağırdan alamamakmış yüreği
mantığın dibine vurabilmekmiş...
sadece gel, burada dur.

bu bir çaresizlik değil,
mutluluğa yolculuk,
içki içmeden sarhoşluk..

tek çare değil vakurluk..
bazen çare,
yeri geldiğinde yere serilmek
gururun dibine vurmaktır...
gel, düşünmeden gel
dibe vurarak gel,
acımasızca gel.
sadece gel.

tırmanmışken uçurumun en yükseğine
hazırken atlamaya tekrardan boşluğa
ardına bakmadan süzül dünyanda...
yaşanmamış her ne varsa
en gerçeğiyle yaşamaya gel..

sadece sen gel,
yalnızken gel, son defa gel.
yüreğini sök de gel
gel
gel
gel
-me..
gelme..

neden deme, kendime aldanmışım
kimsesiz değil, sadece sensiz kalmışım.
benim için değil, kendin için gelme..
benimkisi bencillik, safsata
yüzleşmek kendimle, sıfatımla
hatırlamak kaybettiklerimi
ve asla geri kazanamayacaklarımı..

bildiğin doğru
kafanda geçen cümle doğru
hala sen, sadece sen.
sevmenin nasıl yazdırabildiğini bir bilsen..

aslında biliyorsun.
her şeyi biliyorsun.
beni benim kadar
benden daha iyi tanıyorsun.

kopuk kopuk satırlar bunlar
devamı yok tutarsızlığı çok
ne farkeder, varsın olsun
madem her şeyin dibine vurmuşuz
inceldiği yerden kopsun...

benim cesaretim bu kadar,
bir nokta kadar yakınım sona,
son cümlem nedir diye biri sorarsa
gel..me..
gel..
me..

Hiç yorum yok: